Sinema emekçilerinin hak arayışı ve sektördeki haksızlıklara karşı yürütülen dayanışma mücadelesi, Altın Portakal Film Festivali kapsamında düzenlenen panelde ele alındı. SİNE-SEN (Sinema Emekçileri Sendikası) Genel Başkanı Galip Görür’ün moderatörlüğünü üstlendiği oturumda, Avukat Derya Yaman, Oyuncular Sendikası Temsilcisi Cem Yiğit Üzümoğlu ve Suna Can Özbulduk konuşmacı olarak yer aldı.

SİNEMADA ENDÜSTRİLEŞME VE ÖRGÜTLENME SÜRECİ
Suna Can Özbulduk, sinemanın tarihsel gelişimi ve Türkiye’de endüstri hâline gelme süreci üzerine değerlendirmelerde bulundu. Sinemanın insanın hareketi görüntüyle ifade etme arzusundan doğduğunu belirten Özbulduk, sinemanın zamanla teknolojik gelişmelerle bugünkü hâlini aldığını ifade etti. Lumière Kardeşler’in 1890’lı yıllarda sinematografı icat etmesiyle sinemanın tüm dünyada yaygınlaştığını vurguladı.
Cumhuriyet’in ilanından sonra Türkiye’de sinema gösterimlerinin arttığını belirten Özbulduk, 1948’de yapılan yasal düzenlemelerle vergi indiriminin sağlandığını, bu sayede sinemanın bir endüstri hâline geldiğini söyledi. 1952’de makinistler aracılığıyla başlayan ilk örgütlenme hareketlerinin 1925’teki Takrir-i Sükûn Kanunu nedeniyle sekteye uğradığını hatırlattı. Sansürle mücadelenin sinema tarihinin en zorlu süreçlerinden biri olduğunu belirterek, 1977’deki “Sansüre Hayır Yürüyüşü”nün sinema emekçilerinin dayanışmasında dönüm noktası olduğunu ifade etti. 1978’de Sinema Emekçileri Sendikası’nın kurulduğunu, 1984’te yasaklanmasına rağmen 1991’de yeniden faaliyete geçtiğini, 2008’de Sinema-TV Sendikası ve 2011’de Oyuncular Sendikası’nın kurulmasıyla bugünkü sendikal yapının oluştuğunu aktardı.
“HUKUKA AYKIRI ÇALIŞMA SAATLERİNİN YANINDA İŞÇİ OLMA HAKKINI BİLE EDİNEMİYORUZ”
Oyuncular Sendikası Set Çalışma, Örgütlenme ve İletişim Birimi ile Uluslararası İlişkiler Birimi temsilcisi Cem Yiğit Üzümoğlu, panelde sektör çalışanlarının yaşadığı zorlukları dile getirdi. Türkiye’de sınıf bilincinin eksikliğine değinen Üzümoğlu, oyuncuların hukuka aykırı biçimde uzun çalışma saatlerine maruz kaldığını şu ifadelerle dile getirti:
“Türkiye’nin hiçbir yerinde hiçbir işçi, bir oyuncudan daha fazla çalıştırılamaz. Hukuken uygun olmayan çalışma saatlerinin yanında, işçi olma hakkımızı bile edinemiyoruz. Çünkü kimse bizi işçi olarak görmek istemiyor. Eğer biz işçi sayılırsak haklarımızı talep edebiliriz, bu da sektörde köklü değişim yaratır. Biz Oyuncular Sendikası olarak bunun için mücadele ediyoruz.”
Üzümoğlu ayrıca, çocuk oyuncuların çalışma koşullarına ilişkin yürürlükte olmayan yönetmeliğe dikkat çekerek bu alanda yeniden düzenleme yapılması gerektiğini söyledi. Setlerde yaşanan kazalara da değinerek, geçtiğimiz yıl “Şakir Paşa ve Ailesi” dizisinin çekimlerinde meydana gelen yangında bir arkadaşlarını kaybettiklerini hatırlattı. Ayrıca yapay zekâ ile hazırlanan tanıtım videolarının sinema emekçiliğini tehdit ettiğini belirterek, festival kapsamında yapay zekâ ürünü tanıtımların yer almasını eleştirdi.

SİNEMANIN PARLAYAN IŞIĞI ALTINDA GÖRÜNMEYEN EMEKÇİLER
Panelde söz alan Sinema Emekçileri Sendikası Avukatı Derya Yaman, yapımcı ve yönetmenlerin zaman zaman hukuka aykırı uygulamalarda bulunduğunu belirterek, sinema emekçilerinin haklarının korunmasının önemine vurgu yaptı. Yaman, sinemada kolektif çalışmanın esas olduğunu ve bu kolektif yapı içinde herkesin emeğinin gözetilmesi gerektiğini şu sözlerle aktardı:
“En temel sorunumuz, uzun çalışma süreleridir. Ne yazık ki sektörün bu kanayan yarası hâlâ çözülemedi. Çalışma süresi haftada 45 saati, günde 11 saati aşmamalıdır. Set emekçileri ve oyuncular işçidir, 4A sigortalı olmak zorundadır. Bu, yalnızca iş güvencesi değil, iş güvenliğinin de teminatıdır. Yedi buçuk saati aşan gece çalışması hukuken kabul edilemez. Fazla mesai ücreti hakkı da işçinin en temel hakkıdır.”
Yaman ayrıca sendika üyeliğinin kişisel veri niteliği taşıdığını, kişinin rızası olmadan açıklanamayacağını ve sendika üyeliği nedeniyle işten çıkarılmanın suç olduğunu hatırlattı. İşçinin jenerikte adının geçmemesi durumunda manevi tazminat ve telif hakkı talep edebileceğini belirtti. Yaman sözlerini “Sendika işçiyi güçlendiren en önemli yapıdır. Sektördeki herkesi sendika üyesi olmaya davet ediyorum, ancak böyle korunabiliriz.” diyerek sonlandırdı.

Panel, Avukat Derya Yaman’ın konuşmasının ardından katılımcıların sorularının cevaplanmasıyla sona erdi.
Haber ve Fotoğraflar: Meltem Gülşah Kalkan


